Horlama

Horlama, çift, uyku

HORLAMA NEDİR?

Horlama uyku sırasında çıkarılan gürültülü ve kendine özgü rahatsız edici sese verilen isimdir. Yapılan çalışmalar normal erişkinlerin %45 inin zaman zaman, %25 inin ise devamlı horladıklarını göstermiştir. Çocukların ise 10 da 1 ide görülmektedir. Toplumda oldukça sık rastlanan bir durumdur. Bu nedenle bazen patolojik değilde normal bir belirtiymiş gibi algılanabilir.

HORLAMA NEDEN OLUŞUR?

Bazı kişilerde, Üst solunum yolunda bir veya birden fazla seviyede tam veya kısmi tıkanmalar varlığında, tıkanan yumuşak dokuların titreşmesi nedeniyle oluşur.

HORLAMA NASIL OLUŞUR?

Üst Solunum yolunun;

  • Burun,

  • Yumuşak damak, küçük dil,

  • Bademcikler ve etrafındaki plika ve yumuşak dokular,

  • Dil kökü ve dil kökü bademcikleri,

  • Gırtlak ; epiglot, supraglottik bölgedeki bandlar ve ses tellerinin

Olarak isimlendirilen bölgelerinden solunum sırasında hava akımı oluşur. Bu hava akımının üstünde kalan yumuşak dokularda çökmeler ve titreşmeler oluşur. Hava akımının oluşturduğu titreşimler horlama sesini ortaya çıkarır.

Her hastada bu organ ve seviyelerin bir ve birden fazlasında tıkanıklık ve darlıklar görülebilmektedir. Her hastada etkilenen organ ve seviye farklı olmaktadır.

KİMLER HORLAR?

Horlama herkeste görülebilir fakat;

  • Erkekler,

  • Kadınlar, özellikle menopoz sonrası,

  • Aşırı Kilo alımı,

  • İlerleyen yaş,

  • Çocuklar(bademcik ve geniz eti problemleri olan)

  • Baş ve boyun anatomi bozuklukları varlığı;

küçük çene, büyük dil, büyük bademcikler, büyük geniz eti

daha sık görülmektedir.

HORLAMANIN OLUMSUZ ETKİLERİ NELERDİR?

Horlama en çok sosyal problemlere neden olur. Horlama kişinin yatağını, odasını, evini paylaştığı kişileri hatta komşularını bile rahatsız edebilir. Horlayan kişinin; yolculuk, tatil veya iş gezilerinde uyku sırasında yakınındaki kişiler rahatsız olabilir. Fakat asıl zararı hastanın kendisi görür. Horlama basit horlamadan artan yaş ve kiloyla uyku apnelerine dönebilir. Bu durumda ciddi yan etkileri olan hastalıklara neden olur.

HORLAYAN KİŞİLERDE HANGİ KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI OLABİLİR?

  • Burun tıkanıklığı yapan durumlar; burun orta bölmesindeki eğrilikler, alerjik nezle veya sinüzitte burun etlerinin şişmesi, polip ve tümörler burun tıkanıklığına neden olabilirler. Son yıllarda, genç yaşlarda başlayan ve tedavi edilmeyen burun tıkanıklıklarının ileri yaşlarda ağız ve boğaz kas yapılarını bozarak horlamaya neden olduğu anlaşılmıştır.

  • Boğaz bölgesinde; Büyümüş geniz eti ve bademcikler, boğaz ve genizdeki kist, polip ve tümörler horlamaya neden olabilir.

  • Yumuşak damak ve küçük dilin aşırı uzun ve sarkık olması görülebilir.

  • Büyük dil, küçük çene, dil kökü bademciği horlamaya neden olabilirler,

  • Ses teli felci, gırtlak kanserleri, gırtlakta yerleşen iyi huylu kist ve tümörler horlamaya neden olabilirler.

BASİT HORLAMA NASIL ANLAŞILIR?

Horlayan kişilerde horlamanın basit yani sadece horlama hastası mı yoksa tıkayıcı apneler ile birlikte olup olmadığının ayırt edilmesi çok önemlidir.

Doğru ve kesin tanı Polisomnografi adını verdiğimiz uyku testi ile konulabilir.

HORLAMA TEDAVİSİSİNDE AMAÇ NEDİR?

Sadece horlama varsa hastanın sosyal hayatını iyileştirme, çevresindeki insanların rahatsız olmasını önlemek amacı ile horlama tedavi edilmelidir. Burada amaç horlama sesinin azaltılması ve mümkünse yok edilmesidir.

HORLAMA HASTALARI İÇİN GEREKEN DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİKLERİ NELERDİR?

  • KİLO VERME,

Kilo kaybının uyku apnesi üzerinde etkisi değişkendir. Çünkü her apneli hasta kilolu değildir. Kilo artışı bazı hastalarda apneye neden olmaktadır. Bu hastalarda hayat tarzını değiştirmek, daha hareketli ve sporun günlük hayata girmesi, beslenme şeklinin değiştirilmesi oldukça yararlı olabilir. Özellikle yaklaşık kilonun %10’unu vermenin işe yaradığı gösterilmiştir. Ayrıca vücut kitle endeksinin 25’in altında olması oldukça yararlı olacaktır.

  • SIRT ÜSTÜ YATMAKTAN KAÇINMAK

Sırtüstü yatmak bazı hastalarda apneleri arttırmaktadır. Yerçekiminin etkisine bağlı dil kökü, epiglot, yumuşak damak arkaya doğru düşerek üst solunum yolunu daraltıp kapatabilmektedir. Bu hastalarda sırtüstü yatmaktan kaçınmak yararlı olabilir. Hafif apneli hastalarda pozisyonel tedaviler işe yarayabilir. Fakat orta ve ileri düzeydeki uyku apnelerinde daha etkili tedavi yöntemleri uygulanmalıdır.

  • Pijamanın arkasına sırtüstü yatmayı rahatsız edecek şekilde tenis topu veya küçük yastıklar dikmek önerilmektedir.

YATMADAN ÖNCE ALKOL TÜKETİMİNİDEN KAÇINMAK:

Yatmadan önce alkol ve sedatif denilen uyku getirici ilaçların kullanılmasından kaçınılmalıdır. Alkol ve bu tür ilaçlar kasların gevşemesini arttırarak apneleri artırmaktadır.

HORLAMA VE UYKU APNE CERRAHİ TEDAVİSİ

  • Her hastada hastalığın tipi, şiddeti, sebepleri ve sonuçları farklıdır. O nedenle tedavi kişiye özel olmalıdır.

Uyku apne cerrahisinde başarı, doğru hastaya, doğru cerrahi işleme veya işlemlere, doğru teknikleri uygulamaya bağlıdır.

  • Kişiye özel yaklaşımlar ile en uygun tedavi yöntemini bulup uygulamak gereklidir. Herkese uygun tek bir yöntem yoktur.

HORLAMANIN ŞİDDETİ SORUNUN BÜYÜKLÜĞÜNÜ MÜ GÖSTERİR?

Horlamanın şiddeti, devamlı olması ve beraberinde nefes durmalarıyla birlikte olması her zaman doğru orantılı olmasa da sorunun ciddiyetinin bir habercisi olabilir. Horlama’nın kesilmesi apne’nin varlığında hastalığı sessiz hale getirip hastalığın tedavisini geciktirebilir. Bu çok önemli bir durumdur.

HORLARKEN ÇIKARILAN FARKLI SESLERİN ANLAMI VARMIDIR?

Horlamada çıkan sesler uykuda solunum yolundaki tıkanıklık sırasında hava akışının dar alanlarda devam etmesi nedeniyle oluşan seslere bağlıdır. Aynı bir nefesli çalgı aletinin mızrabından geçen hava akışının oluşturduğu sesler gibi. Horlama sesini analiz eden ve anlamını çözmeye çalışan çalışmalar yapılmıştır. Fakat net bir sonuca ulaşılamamıştır.

HORLAYAN HANGİ HASTALAR DOKTORA BAŞVURMALIDIR? HANGİ HORLAMA HASTALARI TEDAVİ EDİLMELİDİR?

Horlama da en önemli ciddiyet bulgusu devamlı olması veya uyku boyunca ne kadar sürdüğüdür. Zaman zaman, aşırı yorgunluk, alkol kullanımı, bazı nörolojik ve psikiyatrik ilaçların kullanımı horlamaya neden olabilir. Fakat uykuda nefes durması ile birlikte görülmesi, kan oksijen düzeyinin düşmesine neden olması, sabah yorgun uyanma ve gündüz uykululuk hali varlığı en önemli doktora başvurmayı gerektiren belirtilerdir. Fakat Horlama ile bu belirtiler birlikte olmasa bile sosyal problem olarak kişinin ve çevresindeki kişilerin yaşam kalitesini bozuyorsa mutlaka tedavi edilmelidir.

KADINLARLA ERKEKLERİN HORLAMASI AYNI NEDENE Mİ DAYANIR, HANGİSİ TEHLİKELİDİR?

Evet benzer nedenlere dayanır ve aynı şekilde tedavi edilmelidir. Horlamanın şiddeti fazla ve beraberinde apne varsa tehlikelidir, mutlaka tedavi edilmelidir.

HORLAMAYI TETİKLEYEN NEDENLER NELERDİR?

En önemli risk faktörleri artan kilo ve ilerleyen yaştır. Hipotiroidi yani tiroid bezinin az çalışmasına neden olan hastalıklarda horlama ve apneye neden olan en önemli sebepler.

Bence çok daha önemli bir durum var. Son yıllarda yapılan çalışmalarda, çocuklarda, gençlerde ve erişkinlerde büyük geniz eti ve bademcik varlığı veya burun septumunda eğrilik nedeniyle oluşan burun tıkanıklıklarının uzun yıllar içinde üst solunum yolunda kas ve sinir yapılarında bozulmalara neden olduğu ve bunların yıllar sonra sonra karşımıza horlama ve apne hastalarına dönüştüğünü göstermektedir. O nedenle var olan burun tıkanıklığı yapan sorunlar erkenden çözümlenmelidir. Yoksa yıllar içinde horlama ve apneye sebep olacaklardır.

HORLAMA EŞLERİ NASIL ETKİLER?

Eşler en sık aynı odada yatamadıklarından şikayet ediyorlar. Eş veya oda arkadaşının üzerinde, uyuyamadığı için günlük aktivite ve verimliliğin bozulması, psikolojisinin bozulması, uyku yapısının bozulması gibi olumsuz etkileri olmaktadır. Genelde yatak odaları ayrılıyor. Bazen horlama sesi o kadar fazla oluyor ki, evdeki diğer kişiler, hatta komşular bile yakınabiliyor. Seyahatlerde horlayan kişiler diğer yolcuları rahatsız edebiliyor. Seyahat arkadaşlarını rahatsız edebiliyor. Bu durum horlayan kişilerin başkalarına rahatsızlık vermekten çekinmesine neden olarak sosyal izolasyonuna, seyahat etmesine, misafir olmasına engel olabilmektedir.

ALKOL ALANLARIN HORLAMASI NİYE ARTAR?

Alkol alınımı uykuda kas gevşekliğini artıran, solunumu baskılayabilen bir etki göstermektedir. O nedenle alkol alındığında kas gevşekliği arttığı için horlama ve apneler artmaktadır. Hatta alkol alımı ciddi apne hastalarında uykuda ani ölümlere neden olabilir.

HORLAMA ÖNLENEBİLİR Mİ?

Kilo almamak ve sedanter dediğimiz hareketsiz bir hayattan uzak kalmak gerekiyor. Fakat bu tüm hastalarda yeterli olmuyor. Üst solunum yolunda anatomik bozukluk varlığında çok zayıf hastalarda bile apne görebiliyoruz. Böyle durumlarda bu bozukluklar düzeltilmelidir. Alkolden uzak kalmak çok önemli. Var olan diğer ikincil hastalıklar mutlaka tedavi edilmelidir.

HORLAMA ÇOCUKLARDA GÖRÜLÜR MÜ?

Çocuklarda da horlama ve apne görülebilir. Özellikle kilolu, büyük geniz eti ve bademcikleri olan, alerjik nezle nedeniyle burun tıkanıklığı olan çocuklarda sık gördüğümüz bir tablodur. Çocuklarda neredeyse %90 sebep bademcik , geniz eti, burun septumunda eğrilikler neden olarak görülüyor. Daha nadiren daha alt solunum yolu, gırtlak bölgesinde bazı hastalıklar neden olabiliyor. Horlama ve apnesi olan çocuklarda hastalığın ciddiliği apne sayısı önemli değildir. Saatte bir tek apne görülmesi bile tedaviyi gerektirir.

EN ÇOK KİMLER HORLAR? HORLAMAYI TETİKLEYEN MESLEKLER VAR MI?

Mesleksel bir ayırım yok fakat ben günlük pratikte çok yorgunluğu neden olan mesleklerde, çok ayakta kalanlarda daha yoğun horlamayla karşılaşıyorum. Veya horlayan bir kişi o gün çok ayakta kaldıysa gece daha çok horlayabiliyor.

HORLAMA NE ZAMAN TEDAVİ EDİLMELİDİR?

  • Horlama devamlı ise, yani her gece ve uykunun %10 unundan fazla ise,

  • Horlama çok şiddetli ve etraftaki kişileri çok rahatsız ediyorsa,

  • Horlama ile birlikte uykuda solunum durmaları yani apneler varsa,

  • Horlayan çocuklar,

Mutlaka tedavi edilmelidir.

HORLAMA NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Horlama hastalarında yaklaşımda en önemli nokta horlamanın basit horlama mı yoksa uyku apnesi ile birlikte olup olmadığı açığa kavuşturulmalıdır. Tedavi yaklaşımı buna göre değişiklik gösterir.

Horlama tedavisinde ana prensip üst solunum yolunda uykuda nefes alıp verirken titreşen ve tıkanmaya neden olan dokuların titreşimini durdurmaktır. Bu titreşen dokuların tesbit edilip cerrahi veya radyofrekans, lazer gibi yardımcı teknolojiler gibi hastaya en uygun yöntem ve teknik belirlenerek uygulanmalıdır.

Horlama tedavisinde başarı oldukça zordur. Başarılı bir sonuç için doktorun deneyimi ve becerisi çok önemlidir. İleri apneli hastalarda cerrahi tedavi yapılamıyorsa PAP gibi solunum cihazları uykuda mutlaka kullanılmalıdır.

TEK SEÇENEK CERRAHİ MİDİR?

Koruyucu yöntemler dediğimiz kilo vermek, altta yatan diğer hastalıkların tedavisi, pozisyon tedavisi yani uykuda sırt üstü yatmanın engellenmesi ve CPAP kullanımı diğer denenebilir yöntemlerdir. Fakat hiçbiri başarılı bir cerrahi gibi ömür boyu kalıcı tedavi sağlayamaz.

HORLAMA CERRAHİSİ HANGİ DURUMLARDA NASIL YAPILIR? HANGİ HASTAYA HANGİ CERRAHİ YÖNTEM UYGULANMALIDIR?

Ameliyat olmasında sakınca olmayan hastalara uygulanabilir. Özellikle kanama bozukluğu olan, lokal veya genel anestezi almasında sakınca olan hastalara uygulanamayabilir.

Çok fazla horlama cerrahi yöntemleri tanımlanmıştır. Çok basit radyofrekansla yumuşak damağa girişimler, damağa implant yerleştirmeler, lazerle müdahaleler, bademcik ve yutak duvarlarına, yumuşak damak ve uvula dediğimiz küçük dile müdahale etmek için tanımlanmış teknikler ve yöntemler vardır.

Horlama ve uyku apnesi hastalarının hiçbirinde problem bir diğerine benzememektedir. O nedenle hastaya özel tedavi uygulanmalıdır. Başarılı bir tedavide daha önce vurguladığım gibi cerrahın deneyimi ve becerisi ile ilgili görünmektedir. Yapılan çalışmalarda bu ameliyatları az yapan kişiler ve hastanelerde başarı oranı düşük, komplikasyon oranı yüksektir. Bu sadece horlama ve apne cerrahisi için değil özellikli diğer cerrrahilerde örneğin tiroid cerrahisinde, rinoplastide de geçerli bir kuraldır.

Böyle küçük cerrahi işlemlerle iyileşecek hasta oranı toplamda %10-20 yi geçmemektedir.

Klasik olarak bu üst solunum yoluna yönelik yapılan ameliyatlarda başarı oranı maalesef ki en fazla %30-40ı geçmemektedir.

Hastaların % 80 inde çok seviyeli cerrahi işlem gerekmektedir. Çok seviyeli cerrahide özellikle dil kökü ve gırtlağa yönelik işlemler klasik yöntemlerde riskli ve zor işlemlerdir. Fakat uyguladığım Robotik Cerrahi ile dil kökü ve gırtlağa yönelik işlemleri daha güvenli ve başarılı olarak gerçekleştirmekteyim. Uyguladığım Çok seviyeli Robotik Cerrahi ile bu horlama ve apne hastalarında başarı oranım % 80 leri geçmektedir.

HORLAMA AMELİYATLARINDA HASTANEDE YATIŞ SÜRESİ NE KADARDIR? HASTA HORLAMASINDAN NE KADAR SÜREDE KURTULUR VE NORMAL YAŞAMINA DÖNER?

Horlama ve Apne cerrahisinde Uygulanan yönteme göre hastanede kalış süresi değişmektedir. Sadece yumuşak damağa lokal anesteziyle uygulanan yöntemler ofis şartlarında lokal anestezi ile uygulanabilir. Bu hastalar hemen normal hayatlarına dönerler.

Bademcik ve damağa yönelik ameliyatlarda hastarı 2. Gün taburcu ediyor ve 1. Haftada normal beslenmeye geçiyoruz.

Çok seviyeli Dil kökü ve gırtlağa yönelik Robotik cerrahi çok özellikli bir cerrahidir. Bu hastalarda işlemin özelliğine göre 1-5 gün kadar hastanede yatış gerekebilmektedir.

Yine uygulanan cerrahilerin seviyesine ve sayısına göre normal hayata geçme 1-2 günden 10 güne kadar sürebilmektedir.

Bazı az seviyeli ameliyatlarda hasta horlamadan ve apneden ameliyattan hemen sonra kurtulabilir. Fakat çok seviyeli cerrahilerde ameliyat alanındaki cerrahiye bağlı ödem ve şişliklerin ve yara yerinin iyileşmesi sonrası her geçen gün şikayetler azalarak 15 güne kadar rahatlamaktadırlar. Fakat nihai sonuç 3 ayı bulmaktadır. O nedenle hastalarımda 3. Ayda kontrol Polisomnografi testini yaptırıyorum.

www.uykucerrahi.com

Etiketler:

Popüler Gönderiler
Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square